osmanlı 的个人资料OSMANLI(Âsım'ın nesli)照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
OSMANLI(Âsım'ın nesli) Bir milletin kültürünü kontrol etmek, o milletin dilini kontrol etmekle; bir milleti imha ise nesilleri mazisinden, tarihinden ve bilhassa milli ve manevi değerlerinden koparmakla mümkündür. Bernard Lewis |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
ADAM BAYRAM DEDİ, TAM AĞLAMAKLI......................
11月24日 RÜYA BU YA................ALLAH’ın sevgili kullarından biri bir rüya görür; rüyasında kendisine şöyle denir: “Sabah olunca, karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncü geleni üzme, beşinciden de kaç!” Sabah oldu; dışarı çıktı. Yola koyulup gitti. Karşısına bir dağ çıktı. Bu koca dağı görünce şaşırdı. Kendi kendine şöyle dedi: Rabbim bana bunu yememi emretti. Sonra şöyle dedi: Rabbim bana gücümün yetmeyeceği bir şeyi emretmez. Onu yemeye karar verdi. Dağa doğru yürüdü. Yaklaştıkça dağ küçüldü. Tam yaklaştığı zaman koca dağ bir lokmaya dönüşmüştü. Onu tutup yedi, baldan tatlı buldu. ALLAH’a hamdetti, yürüyüp gitti. Karşısına altından bir leğen çıktı. Şöyle dedi: Rabbim, bunu da saklamamı emretti. Bir çukur kazdı, onu gömdü. Yürüdü, az gittikten sonra dönüp baktı. Leğen toprak yüzüne çıkmıştı. Geri döndü, tekrar gömdü. Biraz gitti; baktı ki, yine çıkmış bir daha gömdü, yine toprak üstüne çıktı. Kendi kendine, “Ben emredileni yaptım.” diyerek bırakıp gitti. Karşısına bir kuş çıktı. Peşinden bir şahin onu kovalıyordu. Kuş ona şöyle dedi: “Ey ALLAH’ın sevgili kulu, beni sakla. Bana yardım et.” Onu aldı. Koynuna sakladı. Peşinden şahin geldi; şöyle dedi: “Ey ALLAH’ın sevgili kulu, ben açım. Sabahtan beri de bu kuşun peşindeyim. Onu yakalamak istiyorum. Kısmetime engel olma. Kendi kendine şöyle dedi: “Üçüncünün dileğini yapmam emri verildi, yaptım. Dördüncüyü üzmemem emredildi. Şimdi ne yapacağım? Bu işe şaştı. Sonra bıçak aldı; kendi uyluğundan bir parça et kesti, şahine attı; o da kapıp kaçtı. Daha sonra kuşu saldı. Bundan sonra, yürüyüp gitti. Kokmuş bir leş gördü. Onu da bırakıp kaçtı. Akşam olunca şu duayı yaptı: “Ya Rabbi, emrini yerine getirdim. Bu işlerin manası ne ise bana bildir.” Daha sonra, rüyasında şöyle anlatıldı: “Birinci görüp yediğin öfkedir. Önce koca bir dağ gibi görülür; sabırla öfke yutulursa, baldan tatlı olur. İkincisi iyi amelindir. Ne kadar saklarsan sakla; yine meydana çıkar. Üçüncüsü, sana bırakılan bir emanettir, ona hıyanet etme. Dördüncüsü şudur: Bir insanın sana bir dileği ulaşırsa, onu yerine getir; isterse sana lâzım olan bir şey olsun. Beşincisi gıybettir. İnsanların gıybetini edenlerden kaç. Şüphesiz her şeyi bilen ALLAH(c.c)’tır… İbret alabilmemiz umudu ile… Selâm ve Duâ ile… ....................................................BAYRAM YEMEĞİ Korkarım felekte bir gün EDEB İNSANI TEVBEYE GÖTÜRÜR...........HUZUR-U İLAHİ'DE EDEB Bu edeb, Rasulullah (sav)'dan alınır. Sevinçteki ifrat veya bastın halinin aşırısı, varidatın çoğalmasına mani olur. Her kabz halinde bir ceza sözkonusudur. Kabz bast halindeki ifrattandır. Bastın itidali mesalih-i ilahiyyeyi nefse kaydırmamaktır. Göz, basiretle istikamete erer. Sultandan küçük şeyler istenmez. Kurb nedeniyle haşmet perdesi müstesna. Arif için edeb, mübtedi için tevbe mesabesindedir. DOSTTAN GELENE KAPIMIZ AÇIK!...........DOSTTAN GELEN HER ŞEY GÜZELDİR “Bir zamanlar Şam'da bir kavga çıkmış.Suçlu diye yakalananlar içinde bir derviş de varmış.Tutuklanan kişileri zincire vurup bekletmişler.Derviş şöyle demiş: -Sultanın buyruğu olmasa bana böyle kim eziyet edebilirdi ki?Bunu yapanı da dostlukla karşılamam gerek. Makamda büyüklükte Sultandan ya da Padişahtan değil,Allah'tan gelir.Ben herşeyi O'ndan bilirim.” EY DOSTUM! HASTALIKTAN KORKMA!.. HEKİM MUTLAKA İLACINI GÖNDERECEKTİR. DOSTTAN GELEN HERŞEY GÜZELDİR. ONUN ELİNDEN GELİYORSA ÇEKİNMEDEN YİYEBİLİRSİN. HASTA HASTALIĞINA İYİ GELENİ, HEKİMDEN DAHA İYİ Mİ BİLİR? Şirazlı Sadi SEN AÇIĞI KAPAT, KAPALIYI DA AÇ!Bir adam sohbetlerinde diliyle hep cömertlikten söz ediyor, ama eliyle hiç de cömertlik yapmıyordu İşte bu cimri adam bir gün İbrahim Ethem'e rica etti: Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et İbrahim tek cümlelik nasihatını şöyle yaptı: Sen açığı kapat, kapalıyı da aç! Adam bir şey anlamamıştı Mecburen sordu: - Açık nedir ki onu kapatayım, kapalı nedir ki onu da açayım? İbrahim de kısaca açıkladı: - Açık olan hep cömertlikten söz eden çenendir, onu kapat Kapalı olan da Ramazan boyu yoksula hiç açmadığın kesendir Onu aç! Adam, tebessüm ederek söylendi: - Vallahi bir doğru ancak bu kadar veciz söylenebilir! Bu söz gerçeğin ta kendisidir! 11月21日 KÜÇÜK KIZ SORMAYA DEVAM EDER!................Küçük kız; bir kaza sonucu bitkisel hayata giren ve etrafa boş gözlerle bakan babasının yanına gelir ve gözü yaşlı annesine sorar: “- Anneciğim, babam bir daha bizimle oyun oynamayacak mı?” Annesi: “- Hayır.” der. Küçük kız sormaya devam eder: “- Bizi pikniğe, alışverişe götürmeyecek mi?” Annesi: “- Hayır!” Küçük kız: “- Bizimle yemek yemeyecek mi?” Sorular çeşitli, ama cevap aynıdır hep: “- Hayır, hayır!..” Anne: “- Yavrucuğum, baban artık hiçbir şey yapamayacak!” Birden mahzunlaşır küçük kız. Olanları anlamaya çalışırken gözlerini babasından ayırmaz ve biraz sonra, küçük kız heyecan ve sevinçle bağırır. “- Ama anne, babam hâlâ gülümsüyor ve nefes alıyor!..” FITRAT NE İSE AMEL ONA GÖRE...........Benim fıtratımda sevmek var. Evliyadan bir zat, suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır. Fakat akrep onu sokar. O zat tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır, ama akrep onu tekrar sokar. Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama mübarek zat şöyle der: “Sokmak akrebin fıtratında vardır. Benim fıtratımda ise sevmek var. Akrep sokuyor diye kendi fıtratımda olan sevmekten niçin vazgeçeyim” 11月19日 NİÇİN KENDİNİ ZAHMETE SOKUYORSUN Kİ?Bir asker,namaz kılan (en zor şartlarda bile terk etmeyen) diğer askere sordu: Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz ? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5defa namaz kılıyorsun. -Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi: -Şu insan; niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. ' yat' dese yatıyor, ' kalk' dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan birinsan değil mi?' -Diğer asker cevap verdi: -' Evet! O da benim gibi birinsan ama rütbesi var,omuzun da yıldızı var' Namaz kılan askerin cevabı müthişti: ' -Ey arkadaş!Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren birzata niçin itaat etmeyeyim? Niçin namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim? 11月18日 YILDIZINIZ SÖNMESİN!........Tesbih Sen giderken gözlerim dopdoluydu Ve yağan yağmurla caddeler ıslak Yokluğundan bir rüzgar esti hazin Teselliler döküldü yaprak yaprak Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar Bir karanlık geldi gittiğin yerden Ümitlerim vardı tesbih misali Sen giderken dağılıverdiler birden. Ümit Yaşar Oğuzcan ADAMIN BİRİ!....(GÜLÜMSEMEK İÇİN).Adamın biri gazetede gördüğü seçkin bir şirketin iş ilanına başvurur ve kısa bir süre sonra da görüşmeye çağırılır. Görüşme olumlu geçer ve prensipte anlaşıldıktan sonra çalışma koşullarına gelindiğinde müstakbel patronuyla aralarındaki konuşma şöyle gelişir. A: Beyefendi bilmeniz gereken bir mevzu var ki, ben 5 bin dolardan aşağı bir ücretle çalışmam P: aman efendim dert ettiğiniz şeye bakın biz zaten 7500 dolardan aşağı maaş vermiyoruz kimseye.. A: Harika! ancak bir mevzu daha var ki bana tahsis edeceğiniz araba iyi bir araba olmalı üstelik son model.. zira başka türlü çalışamam.. P: hah hah haa hiç merak etmeyin biz zaten bütün çalışanlarımıza jip veriyoruz. üstelik chrysler.. Adam gittikçe hem sevinmeye hem de endişelenmeye başlar, ama böyle bir fırsatta ele geçmez deyip devam eder konuşmasını sürdürmeye.. A: peki yalnız çalıştığım ortam stresli olursa ben verimli olamam.. bu nedenle sadece benim için çalışacak bir hizmetli ve bir de özel asistan ile yardımcı istiyorum.. Müstakbel patron aynı rahatlıkla cevap verir..: P: Bu konuyu da düşünmeyin efendim zaten şirketimizin bir reviri bu revirde istihdam edilmiş her bir çalışan için özel hizmet verecek masözlerimiz var... Adam artık iyice afallamıştır ve dayanamayıp sorar: Şaka yapıyorsunuz herhalde?!" Patron cevap verir: Ama önce siz başlattınız...! KAPILAR ŞEYTANA NE KADAR AÇIK?Şeytan'ın Kalbe Giriş Yolları 1) Şerri - hayır gibi göstermek, 2) Kötülüğü - iyilik gibi göstermek, 3) Haramı - helâl gibi göstermek, 4) Mekruh'u - mübah gibi göstermek, 5) Şehvet ve Gazaplı anlarında insanları aldatmak, 6) Hased ve hırs: Kul bir şeye haris oldumu artık hakkı görmekten kör ve hakikatı duymaktan sağır olur. 7) Helâl bile olsa - doyasıya fazla yemektir. Zira insan fazla yeyince şehveti artan. Şehvet ise şeytan'ın silahıdır. 8) Dünya süsüne tama' etmek, arzu duymak. Öyle ki âdeta tama' ettiği şey onun ma'budu olur, 9) Âdem oğluna işlerinde acelecilik ettiği zamanlarda ona vesvese vermek. Resûl-i Ekrem "Acele şeytandan teenni ise Allah'tandır." buyurdu. Sehl b. Sa'd (Tirmizi) 10) Cimrilik ve yoksulluk korkusu vermek, 11) Mezhep taassubu ile hasımlara kin tutmak, onları küçümsemek ve hakaretle bakmaktır. Bir imâmın mezhebinden olduğunu iddia edip onun ahlâkı ile ahlâklanmayanın kıyamet gününde hasmı o imamdır. 12) Allah (c.c.) ın zat ve sıfatları hakkında akıllarının almadığı meselelerde düşünceye sevk edip, şüpheye düşürmek. Dinini zayıflatmak, 13) Şeytanın kalbe giriş kapılarından biride sû'i zan (kötü zan) dır. HARAMIN KİRİNE KARŞI, HELALİN NÛRU..............Vücuttaki her aza bize temiz olarak emanet edilmiştir; onları temiz tutmak, kirlenmişse temizlemek görevimizdir. Bu organları manen kirleten ve kabiliyetlerini öldüren haramlardır. Haram işler karanlıktır. Her haram önce kalbi, sonra ona bağlı azaları karartır.
Tövbe ve zikir başta olmak üzere, bütün ibadet ve taatler kalbi ve diğer azaları manevi kirlerden temizler ve nurlandırır. Bunun için haramdan kaçmak kadar ibadetleri yapmak da gereklidir. Böyle bir şeyin ilahi destek olmadan gerçekleşmesi ise mümkün değildir. Bu sebeple ALLAH Rasulü (s.a.v) her azası için ayrı bir nur istemiştir. Kendisini takip eden bütün ümmeti de bunu bilmeli ve onun gibi her azasına nur istemelidir. TEVBEDE ACELE ETMEK............Bir terzi, sâlihlerden bir zâta; “–Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in: «Allâh Teâlâ, kulunun tevbesini, canı boğazına gelmediği müddetçe kabûl eder.» (Tirmizî, Deavât, 98) hadîs-i şerîfi hakkında ne buyurursunuz?” diye suâl etti. O zât da sordu: “–Evet, böyledir. Ama senin mesleğin nedir?” “–Terziyim elbise dikerim.” “–Terzilikte en kolay şey nedir?” “–Makası tutup kumaşı kesmektir.” “–Kaç seneden beri bu işi yaparsın?” “–Otuz seneden beri.” “–Canın gırtlağına geldiği zaman, kumaş kesebilir misin?” “–Hayır, kesemem.” “–Ey terzi! Bir müddet zahmet çekip öğrendiğin ve otuz sene kolaylıkla yaptığın bir işi o zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi o an nasıl yapabilirsin? Bugün gücün yerinde iken tevbe eyle! Yoksa son nefeste istiğfâr ve hüsn-i hâtime nasîb olmayabilir… Sen hiç: «Ölüm gelmeden evvel tevbe etmekte acele ediniz!» (Münâvî, Feyzü’l-kadîr, V, 65) sözünü işitmedin mi?” VEFA YOKUŞUNU ÇIKANLARA...Âh Vefâ!..Mehmed Âkif merhum, kızının nikâh akdine çok sevdiği ahbâbından olan Bosnalı Ali Şevki Efendi’yi de dâvet etmişti. Yaşlı hoca efendi bu dâvete biraz geç geldi ve gecikme sebebi olarak da, Vefâ Yokuşu’ndan çıktığını söyledi. Merhûm Âkif de, bu yerinde mâzereti, yerinde bir hakîkatle mezcederek mütebessim ve mânidar bir şekilde şöyle dedi: “Hangi Vefâ Yokuşu’ndan bahsediyorsun hoca efendi? Nesl-i hâzır (şimdiki nesil) o yokuşu çoktan düzledi…” Merhûmun hüzünle dile getirdiği ve âdeta “âh vefâ” dercesine ifâde ettiği gerçek, insanoğlunun en çok muhtaç olduğu vazgeçilmez bir haslettir. Bu hasleti gerçekleştirmenin güçlüğünü ifâde sadedinde Vefâ Yokuşu’nu çıkmanın güçlüğüne âit sözden istifâde sûretiyle telmihte bulunan Âkif merhum, bugünkü cemiyetimizi görse kimbilir nasıl feryat ederdi… Bugün, insanlar izleri silinmiş iyilikleri hatırına bile getirmemekte ve ekseriyetle “vefâ” kelimesi, âdeta ve sırf İstanbul’da bir semt adı olarak kalmış bulunmaktadır. 11月16日 TÜRKİYE'YE NEDEN TÜRKİYE DENMİŞ? BU İSİM BU YURDA GÖKTEN Mİ İNMİŞ!BU VATAN BİZİM Burası Türkiye biz de Türk’üz Türk Bu toprakta doğduk, burda büyüdük 1071 Malazgirt’den bir gedik Türkiye’ye neden Türkiye denmiş? Bedeli sayısız şehit olmuş can Laz da benim Çerkez de ben Kürt de ben! Mülayim bulup da Türk’deki huyu Kimse şaşırmasın şaşmasın Bırakın yılanı, en küçük böcek Ey Arif bazısı demiyor ama Ozan Arif ÇOK YERİNDE TESPİTLER!Yağmuru seviyorum diyorsun, William Shakespeare |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
HOŞGELDİNİZ
Kıymetli yorumlarınız ve paylaşımlarınız için sağolasınız varolasınız.
Allah hepinizden razı olsun.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|